Demokrasi Konferansı ortak mücadele için toplanacak

Haziran’da geniş katılımlı konferans düzenleyeceklerini duyuran Demokrasi Konferansı bileşenleri, ülke sorunlarının ortak mücadeleyle çözüme kavuşabileceğini vurguladı. 

Demokrasi Konferansı bileşenleri, Haziran ayında gerçekleştirecekleri Demokrasi Konferansı’na dair Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Merkezi Abidin Dino Salonu’nda açıklama yaptı. Çok sayıda bileşen üyesi açıklamaya katıldı. Konferans bileşenleri tarafından oluşturulan çalışma grupları temsilcileri, yaptıkları açıklamalarda ortak mücadelenin önemine dikkat çekti.

Kadın direnişi

Kadın çalışma alanından Cemile Baklacı, erkek şiddetinin “erkek-devlet” söylemi ile meşrulaştırıldığını ifade etti. Baklacı, İstanbul Sözleşmesi örneğinde olduğu gibi kadınların yaşamlarının ve haklarının saldırı altında olduğunu belirtti. Kadınların kötü yaşam şartlarına mahkum edilmek istendiğine dikkat çeken Baklacı, “tek adam rejimine ve keyfi yönetime” rıza göstermediklerini, tüm mücadele alanlarında kadınların en önde olduğunu kaydetti. Baklacı, yoksulluğa, eşitsizliğe, evlere hapsedilmeye, suyun-toprağın talan edilmesine karşı direnişi her geçen gün daha da büyüttüklerini ifade etti.

Hukuk sopası 

Avukat Kemal Aytaç, temel hak ve özgürlüklere saldırılar ile hukuk devletinin son kırıntılarının da yok edilmek istendiğini söyledi. Kadınların, farklı inanç ve kimliklerin haklarına yönelik saldırıların artarak sürdüğünün altını çizen Aytaç, yargının bağımsızlığının ortadan kaldırıldığını ve muhaliflere karşı bir sopa olarak kullanıldığını ifade etti. Cezaevlerindeki tecridin rutin bir hal aldığını belirten Aytaç, tüm kesimlerin hak ve özgürlükleri için ortak mücadelenin önemine vurgu yaptı.

Söz gençliğin

Gençlik çalışma alanından Kevser Turan, okurken açlıkla, okul bittikten sonra da işsizlikle karşı karşıya olduklarının altını çizerek, buna rağmen gelecekleri için direndiklerini kaydetti. Boğaziçi Üniversitesi direnişinde yaklaşık bin öğrencinin gözaltına alındığını, 11 öğrencinin de tutuklandığını hatırlatan Turan, direnişi sokak sokak örmeye devam ettiklerini söyledi. Turan, söz, yetki ve kararın kendilerinde olduğunu dile getirerek, öğrencileri “direnişe” davet etti.

KHK’lilerin durumu

KHK çalışma alanından Yurdagül Şahin, sadece düşünce ve inançları farklı olduğu için binlerce insanın KHK ile işlerinden çıkarıldığını, soruşturmalara ve tutuklamalara maruz kaldığını anımsattı. Şahin, “KHK OHAL’in kalıcılaştırılması, uluslararası sözleşmelerin devre dışı bırakılması, savunma hakkının, adil ve evrensel yargılanma hakkının elimizden alınmasıdır. Binlerce insan ölüme, açlığa mahkum edildi” dedi.

Savaş ve yoksulluk 

Emek çalışma alanından Kamber Saygılı, yoksulluk, ekolojik yıkım, savaş, şiddet, ayrımcılık gibi sorunlarla karşı karşıya olduklarını söyledi. İşçilerin ve emekçilerin zor şartlarla karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Saygılı, işsizliğin kitlesel hale geldiğine, işçilerin ise köleliğe mahkum edilmek istendiğine işaret etti. İşverenlerin giderek zenginleştiğini vurgulayan Saygılı, savaşa ve şiddete ayrılan paranın yoksulluğun artışında önemli bir etkisi olduğunu kaydetti.

Yaşam hakkı

Sağlık çalışma alanından Samet Mengüç, Kovid-19 sürecinde uygulanan neo-liberal politikaları eleştirdi. Bu politikaların ciddi yıkımlara neden olduğunu ifade eden Mengüç, yaşam hakkından ve sağlık hakkından asla vazgeçilmemesi gerektiğini kaydetti. Mengüç, “Bu haklardan hiçbir şekilde tasarruf olmaz. Yaşam hakkından tasarruf ölümü, özgürlüklerden tasarruf köleliği getirir” dedi. 

Ekolojik yıkım 

Ekoloji çalışma grubundan Harun Toptan, iktidarın sermayedarlarla birlikte doğaya yönelik katliamlarını sürdürdüğüne dikkat çekerek, doğanın metaya dönüştürülüp sermayeye akıtıldığını söyledi. Toptan, gelecekte Türkiye’yi çok kötü bir ekolojik yıkımın beklediği uyarısında bulunarak, kapitalizmin yarattığı politikalara karşı “ortak mücadele” çağrısı yaptı. 

Merhamet değil hak 

Engelliler alanını temsilen konuşan Turhan İçli, toplumun en çok kenara itilen kesiminin engelliler olduğunu dile getirdi. İçli, engellilerin yaşadıkları zorlukları sıralayarak, “Engellilerin bir hak öznesi olmasını istiyoruz. Bilgiye, çevreye, hizmetlere, programlara erişimin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Baskıcı, sömürücü sermaye düzeninde ayakta kalamıyoruz. Yalıtılmış bir biçimde yalnızlığımızla baş başayız. Merhamet değil haklarımızı istiyoruz” diye konuştu.

Birlikte yaşam kararlılığı

Halklar ve inançlar çalışma grubu adına söz alan Yaşar Güven ve Cemre Can Aşmacı ise, insanca ve onurlu bir yaşam vurgusu yaptı. Güven ve Aşmacı, “Resmi ideoloji ve iktidarlar tarafından yok sayılmanın, asimilasyon, aşağılama, inkar ve imha politikalarının karşısında bugüne kadar halklar olarak ‘Biz varız’ dedik. Kültürümüzü, dillerimizi ve inançlarımızı bugüne kadar kendimizi savunduk. Biliyoruz ki halkların, inançların, kültürlerin haklarıyla emeğin, doğanın ve kadınların hakları ortaktır. Eşit, özgür, kardeşçe ve barış içinde bir yaşamın yolunu, bu toprakların hak mücadelesi veren tüm toplumsal kesimleriyle birlikte arıyoruz” ifadelerini kullandı.

Mültecilerin durumu

Mülteci ve göçmen çalışma grubundan Özgür Aktütün, mülteci ve göçmenlerin her yerde aşağılanmalara, hakaretlere ve sömürüye maruz kaldıklarını ifade etti. Aktütün, kapitalist sistemin yarattığı yıkımın binlerce cana mal olduğunu söyledi. Binlerce mültecinin ülkelerin sınırlarını aşmaya çalışırken yaşamlarını yitirdiklerine dikkati çeken Aktütün, hedefledikleri ülkelere gidenlerin ise sınırsız ayrımcılık ve sömürü dolu bir yaşama mahkum bırakıldıklarını söyledi.

Çocuklar özne olmalı

Çocuk hakları çalışma alanından Hatice Göz, Türkiye’de 4 milyona yakın çocuk işçinin bulunduğunu ve bunun dünyanın en yüksek rakamlarından biri olduğunu dile getirdi. Göz, çocukların doğrudan özne olduğu, toplumda birey oldukları, kendi sözlerini özgürce söyleyebildikleri bir ülkede ancak, demokrasinin olabileceğini vurguladı.

Sanat için ortak mücadele

Kültür-sanat çalışma alanından Ayşe Tütüncü, sanatın tarihsel süreçteki rolünü anlatarak, modern dünyada sanatın da sanatçının da ötelendiğinin altını çizdi. Çok renkli ve direngen bir geleneğin devam ettiğini belirten Tütüncü, gelinen aşamada tek tek bireysel adımların sonuç alamayacağının ortaya çıktığına vurgu yaptı. Tütüncü, Konferansa katılan bütün kesimlerin bir birlerini dinleyebildiği büyük bir anlatının ortaya çıktığını söyleyerek, sanatın güzelleştirici özelliğinin ortak mücadelenin gücü ile dünyanın da güzelleşmesine vesile olabileceğini belirtti.

Eğitime alanı

Eğitim çalışma alanından Arzu Şimşek, çocuklar ve gençler için yüz yüze eğitimin vazgeçilmez bir durum olduğunu belirterek, pandemi sürecinde EBA sisteminde 4 milyon civarında öğrencinin eğitim dışında kaldığını söyledi. Şimşek, süreci en olumsuz bir şekilde yaşayanların ana dili farkı olanlar, göçmenler ve çalışan çocuklar olduğuna vurgu yaparak, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir eğitim programı olmamasının bu sonuçları doğurduğunu ifade etti.

‘Gazeteciler örgütlenmeli’

Basın çalışma alanından söz alan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (Basın-İş) Genel Başkanı Faruk Eren, AKP’nin iktidara geldiği günden itibaren basını kontrol altına almaya çalıştığını bu kapsamda gerçekleştirilen operasyonlarda 3 bine yakın gazetecinin işlerinden ve özgürlüklerinden olduklarını anlattı. Gazetecilere yönelik devam eden tutuklama furyalarını hatırlatan Eren, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün neredeyse yok düzeyinde olduğunu kaydetti. Gazetecilerin büyük bölümünün örgütsüz olduğunun altını çizen Eren, tüm gazetecilerin örgütlenmelerinin sağlanması gerektiğine işaret etti.

Annelerin gözyaşları 

Açıklamaya konuk olarak katılan Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Emine Erbey, yıllardır barış için sokak sokak direndiklerini, annelerin gözyaşları arasında bir fark olmadığını söyledi. Ölümlerin son bulması, cezaevlerindeki evlatlarının serbest bırakılmasını istediklerini ifade eden Erbey, “Çocuğu için hayat yoksa anne için de yoktur. Ölüm istemiyoruz. Ölüm çözüm değildir. Yakınlarımızı kaybettik, sadece adalet ve barış istedik. Tüm anneler barışın sesine kulak vermelidir” çağrısı yaptı.

Son olarak İkizdere direnişinde yer alan yurttaşlar söz aldı. Direniş sürecinde yaşadıklarını anlatan yurttaşlar, doğa talanına karşı mücadelelerinin devam edeceği mesajını verdi.

Konuşmaların ardından bileşen üyeleri toplu fotoğraf çekti. 

MA / İSTANBUL