Doktora kafa atandan korkma, yazı yazandan kork!*

Beş yıl süreli hapis cezası alanın hangi suçtan bu cezayı aldığının önemi yoktur cezanın infazında. Esas olan süreli hapis cezası almış olmasıdır.

Figen Çalıkuşu
Hukukçu, siyasetçi

Suçlu kimdir?

Suçlu, topluma uyum güçlüğü gösteren ve uyumsuzluğunu suç işlemekle açığa vuran kimsedir.
 
İtiraz edenleriniz olabilir ama bu teknik bir tariftir. Suç ve suçlu saptandıktan sonra devreye hukuk girer çünkü. Hukuk söz konusu olunca da ilgili yasaya müracaat edilir. Bu yasa Ceza Yasası’dır.
 
Toplumun suça verdiği önem ve suçun ağırlığı, cezanın farklılaştırılmasına ya da ağırlaştırılmasına esas olur. Her devletin cezalandırma politikasına uygun olarak yasama tarafından suç ve cezaları belirlenir.
 
Kırmızı ışıkta geçme suçunun cezası farklıdır, insan kaçırmanın cezası farklıdır.
 
Türk Ceza Yasası sistematiğinde cezalar “hapis cezası ve adlî para cezası olarak” belirlenmiştir.
 
Hapis cezaları da “süreli hapis, müebbet hapis ve ağırlaştırılmış müebbet hapis” olarak alt başlığa ayrılmıştır.

Ceza türü infazı belirler
 
Neden Türk Ceza Yasası’nda bu ayrışmaya gidilmiştir?
 
Bu ayrışma, hükümlüye verilen hapis cezasının nasıl infaz edileceğini belirleyecektir de ondan.
 
Süreli hapis cezasının infaz rejimi müebbet hapis cezasının infaz rejiminden, müebbet hapis cezasının infaz rejimi de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infaz rejiminden farklı olacaktır.
 
Farklılık bu ayrımda başlar ve biter.
 
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlülerin tamamı yasada yazılı aynı kurallara göre cezasını infaz eder. Hangi suçtan bu cezayı almasının bir önemi yoktur. Suçun adının önemi yoktur. Önemli olan cezanın türüdür.
 
Süreli hapis cezaları için de durum aynıdır şüphesiz. 5 yıl süreli hapis cezası alanın hangi suçtan bu 5 yıl cezayı aldığının önemi yoktur cezanın infazında. Esas olan süreli hapis cezası almış olmasıdır.

Bu İnfaz Yasası ise…

Bu infaz yasası bu geleneği, esası yerle bir etti. Süreli hapis cezalarına farklı farklı infazlar getirdi.
 
Bu Korona günlerinde infaz yasası ile ilgili üç yazı yazdım.
 
http://p24blog.org/yazarlar/4283/infaz-duzenlemesi-nasil-olmali
 
http://p24blog.org/yazarlar/4300/korona-da-bir-lutuf-mu-yoksa
 
https://yeni1mecra.com/orman-kanunu-yaparsaniz-toplum-da-vahsilesir/
 
Bu yazılarımda ısrarla vurguladım; vurguladığımı bir kez daha yazıyorum:
 
Adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu sürdürmekle yükümlü olan hukuk devletinde, yalnız suç ve cezaların saptanmasında âdil ölçülerin gözetilmesiyle yetinilemez.
 
Cezaların infazı, bunların kaldırılması, değiştirilmesi ya da kimi olanaklar
tanınması söz konusu olduğunda da aynı adil ölçülerin esas alınması zorunludur.
 
Ama âdil olmayan ceberut bir kral fermanı gibi duran infaz yasası değişikliği ile yapılanlara baktığınızda büyük bir karmaşa ve kaybolmuşluk görüyoruz.
 
Âdil ölçüyü ara ki bulasın…
 
Ceza İnfaz Yasası geleneğine, Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine, 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı, alıştıkları torbadan da beter içine rastgele temizlik bezi tıkıştırılmış bir poşet  yasa.

Cezanın türüne değil, suçun ismine göre… Kimi suça cezanın ½ si oranında… Kimisine 2/3 ü oranında…

Kimisine de ¾ oranında yattıktan sonra koşullu salıverme düzenlemesi.

Salınanlar cinayetlere başladı bile…     

Kıstas nedir? Belli değil.

Poşet  yasaseverlerin tıkıştırma zevkleri mi acaba?
Katili, hırsızı, haraç mezatçısı, rüşvetçisi ile bir süfli bir tıkıştırma yapalım ; bu arada da yazar, çizer, akademisyen, siyasetçiden çok korktuğumuz için en ağırından onları cezaevine kazıma  adaletsizliğini icra edelim, bu mudur ?
 
Gasp suçundan 10 yıl ceza alan cezasının  ½ sini yatacak, 3 yıllık denetimli serbestlikten yararlanacak amaç… Düşüncesini beğenmediği için cebir şiddete bulaşmamış insanları terör suçlusu sayacak ve cezasının ¾ nü yatacak… Ve yetmedi 3 yıllık denetimli serbestlik süresinden yararlanmayacak. Adalet, vicdan, insaf, utanma…
 
Yazdım bir daha yazıyorum; bu karmaşadan topluma huzur da gelmez toplumsal barış da.
 
Zaten infaz yasası ile çıkanların işlediği ikisi öldürme, biri de kadına şiddet, 4 ve 7 yaşında çocukları rehin alma olaylarını ardı sıra işitir olduk haberlerde şimdiden.

Düşünceden kork katilden korkma
 
Çıfıt çarşısına benzer yasa yapma peşindekiler düşünceden koktukları kadar başka hiçbir şeyden korkmadılar, düşünceyi sıkı sıkıya terör suçu saydılar ve cezanın en ağır infazı olan cezanın ¾’nü yatırmaktan vaz geçmediler.
 
Ama…
 
Düşünceden korktukları kadar…

Sağlık çalışanlarına şiddet uygulayan gözü dönmüşlerden de korkmadılar. Akıl alır gibi değil ama bu sıralar ne akla uygun ki ?
 
Hatırlayın, daha çok yeni Korona canavarının yaşamsal amortisi; dövülen, bıçaklanan, hatta öldürülen sağlık çalışanları hakkında şiddet yasasını geçiriverdiler.
 
Günlerdir ailelerinden, evlerinden, evlatlarından uzakta bir yerde canlarından dahi vazgeçmeyi göze alarak destan yazmakta olan sağlık çalışanları. Hepimizin göz bebeği insanlar…
 
CHP’nin önerisi olan sağlıkta şiddet yasa tasarısına önce olmaz dediler. Birlikte yapalım dedi CHP, ona da olmaz dediler. Biz önereceğiz ve yasa öyle geçecek dediler. Nihayet sağlık çalışanlarımız için bir düzenleme yaptılar.
 
Sağlık çalışanına şiddetin cezası artırıldı, cezanın ertelenemeyeceği kabul edildi.

Lütfen buraya dikkat
 
Ama dikkat lütfen, lütfen dikkat; evet buraya dikkat:
 
Sağlık çalışanına şiddet uygulayıp ceza alan, aldığı cezanın yarısını yatacak ve çıkacak.
 
Ama eline kalem alıp yazı yazan illâki terör suçlusu kabul edilip aldığı cezanın dörtte üçünü yatacak.
 
Sabah akşam, sarayların balkonlarından bile alkış tuttuğunuz kahraman sağlıkçılara şiddet uygulayanlara yatarı en az olan şartlı tahliye.
 
Ama yazı yazana yok… Kalem tutana yok… Düşünce ifade edene yok…

Olmaz, olamaz…
 
Şartlı salıverme yani cezanın ne kadarının cezaevinde infaz edilerek; ne kadarının dışarıda denetimli serbestlik süresi içinde çekileceğinin bu poşet yasalarındaki gibi keyfîliğe, siyasal kurnazlığa, ucuz çıkarcılığa  dayalı ölçüleri olmaz, olamaz. Böyle yasa yapılamaz.
 
Şartlı salıverme, cezanın çektirilmesinin kişiselleştirilmesi, başka bir deyişle, cezaevindeki tutum ve davranışıyla (iyi durumuyla) topluma uyum sağlayabileceği izlenimini veren hükümlünün ödüllendirilmesidir.
 
Suç işlendi, suçlusu bulundu, yargılaması Ceza Kanunu’na göre yapıldı, hükümlü oldu. Bu aşamadan sonra muhatap kanun İnfaz Kanunu’dur. Suçun adının önemi yoktur.
 
Kadrajda cezanın türü vardır, süreli hapis cezası mı, müebbet hapis mi, ağırlaştırılmış müebbet mi? İnfazın uygulanacağı ölçüdür orada yazan…
 
Bu ceza türüne göre yasanın belirlediği yatılacak bir süre vardır. Bu süre yatılmış ise örneğin cezanın yarısı yatılmış ise… Hükümlünün insan olarak hal ve davranışı gündeme gelir… Çünkü… Suçlunun kendisine verilen cezadan daha kısa bir sürede uslanması, eyleminden pişmanlık duyması ve bunu iyi davranışlarıyla kanıtlaması durumunda, cezaevinde daha fazla kalması gereksiz olabilir.

Şartlı salıverilmenin erdemi
 
Şartlı salıvermenin en önemli öğeleri, cezanın belirli bir süre çekilmiş olması, hükümlünün, bu süre içinde iyi durum göstermesidir.

Bir diğer özellik de  şartla salıverildikten sonra gözetim altında kalması ve şartlı salıvermenin gereklerine uyulmaması durumunda şartlı salıverme kararının geri alınabilmesidir.

Bu nedenle:

Terör suçlusu cezasının ¾’ünü… Çok korktukları  yazı yazarak düşünce açıklayan cezasının ¾’ünü… İnsan öldüren cezasının 2/3’ünü… Sağlık çalışanına şiddet uygulayan cezasının ½’sini çekince şartlı salıverilir gibi bir kabul olmaz.
 
Unutulmamalıdır ki cezanın çektirilmesi, işlenen suçun türüne bağlı olmaksızın, suçlunun topluma uyum sağlamasını ve topluma yeniden kazandırılmasını amaçlar.
 
Ama eğer bu amaç İnfaz Yasası’nın özü ve ruhu ise tabii.
 
Amaç poşet yasa yaparak çıfıt kargaşası ise başka mesele.
 
Galiba da maalesef  böyle. Bakalım o karanlık çıfıt hangi işler için kullanılacak.

*Yazı P24blog.org sitesinden alınmıştır.