Mardin Barosu: Valiler soruşturmayı gerçek bağlamından koparmaya çalışıyor

Mardin ve Diyarbakır barolarının Sakarya’daki Kürt işçilere yönelik saldırıya ilişkin hazırladığı raporu açıklayan Avukat Erdem, valilerin olayı gerçek bağlamından koparmaya çalıştıklarının, soruşturmayı başından itibaren etkilediklerinin gözlendiğine vurgu yaptı.

Erdem, adli ve idari yetkilileri, ırkçı saldırılara ve nefret suçlarına karşı etkin soruşturma yürüterek cesaretli davranmaya davet etti.

Diyarbakır ve Mardin baroları, Sakarya’da Kürt işçilere yönelik saldırıya ilişkin ortak rapor hazırladı. 16 sayfadan oluşan raporda, saldırıya uğrayan işçilerin anlatımları, saldırının çocuklar üzerindeki etkisi, olayı incelemek üzere oluşturulan heyetin İlçe Jandarma Komutanlığı’nda yaşadığı sorunlara ayrıntılı şekilde yer aldı.

Mezopotamya Ajansı’nda geçen bilgilere göre; Rapora ilişkin Mardin Barosu’nda basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda rapora ilişkin Mardin Barosu Başkanı İsmail Elik ve İnsan Hakları Komisyonu üyesi Kemal Erdem konuştu. Elik, Sakarya’daki saldırıyı bir kez daha kınadıklarını ve olayın takipçisi olacaklarını belirterek, benzer saldırıların bir daha yaşanmaması temennisinde bulundu.

‘Meslektaşlarımız kolluk birimlerinin hakaretine maruz kaldı’

Avukat Erdem de, ortak açıklamayı okudu. Diyarbakır Barosu ile birlikte saldırıya uğrayan ailelerle ilk günden itibaren irtibata geçtiklerini belirten Erdem, jandarma karakoluna gittikleri andan itibaren engellemelerle karşı karşıya kaldıklarına işaret etti. Erdem, “Meslektaşlarımız kolluk birimlerinin hakaret ve tacizlerine maruz kalmış, görevlerini yapmaları engellenmeye çalışılmıştır. Ancak meslektaşlarımızın ısrarları karşısında kolluk görevlileri geri adım atmıştır.” dedi.

Mardin Barosu İnsan Hakları Komisyonu üyesi Kemal Erdem

‘Bir çok üst düzey kamu görevlisi kolluk birimine geldi’

Mağdurların ifadelerinin alındığı sırada il valisi ve ilçe kaymakamı da dahil olmak üzere birçok üst düzey kamu görevlisinin kolluk birimine geldiğini aktaran Erdem, “Mağdurlarla görüşmüş, bu görüşmeler nedeniyle ifadelere bu nedenle ara verilmiştir. Ancak asıl kolluk biriminde olan Cumhuriyet Savcıları kolluk biriminde görülmemiştir.” diye konuştu.

‘Amacımız bir ili suçlamak değil yetkilileri tedbir almaya ikna etmek’

Sakarya’da son birkaç yıldır bu ve benzeri ırkçı saldırılara ve linç girişimlerine tanık olduklarını ifade eden Erdem, şunları ifade etti:

“Nitekim 2018 yılının Aralık ayında Kürtçe konuştukları iddiasıyla Kadir Sakçı isimli yurttaş silahla vurularak öldürülmüş, oğlu Burhan Sakçı ise ağır yaralanmıştır. Yine geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Diyarbakır nüfusuna kayıtlı Şirin Tosun isimli genç, Diyarbakır plakalı araca el salladığı ve Kürtçe konuştuğu için bir saldırgan tarafında silahla vurularak öldürülmüştür. Amacımız bir ili topyekun suçlamak değil, ırkçı saldırıların yoğunluğuna dikkat çekerek yetkilileri bu konuda tedbir almaya ikna etmektir.”

‘Başsavcılıkların yerine çoğunlukla valiler açıklama yapmakta’

Yaşanan olayların adli niteliği dikkate alınmadan başsavcılıkların yerine çoğunlukla valilerin açıklama yaptığına işaret eden Erdem, bu şekilde valilerin olayı gerçek bağlamından koparmaya çalıştıklarının, soruşturmayı başından itibaren etkilediklerinin ve yönlendirdiklerinin gözlendiğine vurgu yaptı.

Sakarya’da belirttiği her üç olayda da ilk resmi açıklamaların valilik ya da şehrin milletvekilleri tarafından yapıldığını hatırlatan Erdem, “Cinayetlerin veya saldırıların etnik bir gerekçeyle değil, başka amaçlarla yapıldığını belirtmişlerdir. Bununla da yetinmeyerek bu saldırıları gerçekte olduğu gibi ‘ırkçı saldırılar ve nefret suçları’ kapsamında değerlendirenleri de ağır şekilde itham etmektedirler.” diye kaydetti.

‘Et-tırnak metaforu yetersiz’

Sakarya’daki ırkçı saldırıların siyasetin kullandığı kutuplaştırıcı ve ayrımcı dil ile paralel olarak Türkiye’nin başka illerinde de yaşandığına işaret eden Erdem, “Hiç kuşkusuz yetkililerin bu olayları gerçek bağlamından koparmaya yönelik açıklamaları da bu suçlara zemin hazırlayan bir diğer faktördür.” dedi.

Kardeşliğin, et-tırnak metaforunun sadece söylemde olduğunu ve sorunu çözmeye yetmediğini dile getiren Erdem, şunları söyledi:

“Adli ve idari yetkililerin bu ırkçı saldırılar ve nefret suçlarıyla yüzleşerek sorumluları etkin ve şeffaf bir soruşturma ve kovuşturma sonucunda cezalandırmaları konusunda cesaretli davranmaya davet ediyoruz. Görmezden gelmek, gizlemek ve cezasızlık gibi günü kurtarma amaçlı politikaları sorunu çözmekten uzak tercihler olması yanı sıra; bu suçların giderek artması ve yaygınlaşmasına da sebep olacaktır.”