STK’ların kadın temsilcilerinden kadınlar için 7 tedbir önerisi

DİSK, KESK, TMMOB, TTB kadın temsilcileri, yeni tip koronavirüs salgınında kadınlar için alınması gereken 7 tedbir önerisinde bulundu.

Önerilen tedbirler arasında; temel ve zorunlu hizmetler ve üretimler haricinde üretimin durdurulması, bu hizmetlerde çalışan tüm kadınlara iş güvencesinin verilmesi yer aldı.

Ayrıca pandemiye dair geliştirilen politikaların toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilerek yeniden ele alınması istendi.

DİSK Kadın Komisyonu, KESK Kadın Meclisi, TMMOB Kadın, TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu yaptıkları ortak açıklamada yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınında kadınlar için alınması gereken 7 tedbiri açıkladı. Açıklamada, pandemi sürecinde kadınlara yönelik oluşan sömürü biçimine asla rıza gösterilmeyeceği bildirildi.

‘Hak kayıpları arttı’

Açıklamada, savaş, ekonomik kriz, deprem, salgın hastalık gibi olağandışı durumların başta yaşam hakkı olmak üzere sağlık, beslenme, barınma, çalışma, eğitim, ulaşım gibi temel insan haklarına ilişkin hak kayıplarını arttırdığına dikkat çekildi.

Yoksullar, mülteciler, kadınlar ve çocukların bu süreçlerden en çok etkilenen kesimler olduğuna işaret edilen açıklamada, şöyle denildi:

“Olağandışı durumlarda ortaya çıkan sorunlar ve alınan önlemler, olağan dönemlerde de varlığını sürdüren toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı sorunları katmerleştirmekte. Başta kadına yönelik şiddet olmak üzere kadın bedeni, emeği ve sağlığı üzerindeki bir dizi baskı ve sömürü politikasını yeniden üreten bir etken olarak gündeme gelmektedir.” denildi.

‘İzole olarak kalabilmek sınıfsal olduğu kadar cinsiyet eşitsizliği sorunudur’

Koronavirüs salgınıyla mücadelede, virüsün yayılmasının ancak izolasyon ve fiziksel mesafelenme ile “evde” kalarak önlenebileceğini bildiklerinin belirtildiği açıklamada, “Ne var ki, temel sağlık hakkı çerçevesinde, izole olarak kalabilmek, bir sınıfsal sorun olduğu kadar cinsiyet eşitsizliği sorunudur.” diye kaydedildi.

‘Sorunlar da cinsiyetli olarak somutlaşıyor’

Açıklamada, evde kalmanın kadınlar için tüm bakım yükünün kadınların omzuna yıkılması, hane içi emeğin görünmez kılındığı geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini kabullenmek anlamına gelmemesi gerektiği belirtildi. Açıklamada, “Bununla birlikte, salgın sürecinde örgütlenmesi gerekli zorunlu hizmet ve üretim koşullarında oluşan sorunların da cinsiyetli olarak somutlaştığını görmekteyiz.” denildi.

‘Kadınlar ücretsiz izne zorlanmış ya da işten çıkarılmıştır’

Ağırlıklı olarak güvencesiz koşullarda çalışan kadınların salgın süresince ücretsiz izne zorlanma yahut işten çıkarılma tehdidi gibi sorunları daha da arttığına vurgu yapılan açıklamada, “Binlerce kadın işten çıkarılmamak için çalışmaya devam etmek ve sağlık haklarından vazgeçmek zorunda bırakılmaktadır. Kadın emeğinin daha yoğun olduğu alanlarda (hizmet sektörü gibi) iş yerlerinin kapanmasıyla birlikte kadınlar ücretsiz izne zorlanmış, gelirden yoksun kılınmış ya da işten çıkarılmıştır.” denildi.

‘Market çalışanlarının yükü aşırı ölçüde arttı’

Salgın sürecinde çalışmaya devam etmekte olan market çalışanlarının yükünün aşırı ölçüde arttığına işaret edilen açıklamada, özellikle kadın işçilerin sahip oldukları çalışma kapasitelerini zorlayacak biçimde çalışmak durumunda kaldıkları, salgın süresinin belirsizliği göz önüne alındığında, bu sorunların giderek daha da yakıcı hale geleceğinin açık olduğuna dikkat çekildi.

Açıklamada kadınlar için alınması gereken tedbirler 7 başlık altında şöyle sıralandı:

1- Her şeyden önce, virüsün bulaşmasını engellemek ve salgının yayılma hızını düşürmek amacıyla temel ve zorunlu hizmetler ve üretimler haricinde üretim durdurulmalıdır. Bunun yanı sıra, temel ve zorunlu hizmetlerde çalışanlar için iş güvenliğinin, sağlık ve hijyenin sağlandığı çalışma koşulları oluşturulmalıdır. İster kamu kurumunda ister özel sektörde çalışan tüm kadınlara iş güvencesi verilmelidir.

2- Ekonomik kriz ve sağlık krizi nedeniyle işten çıkarılmak, ücretsiz izne zorlanmak gibi bedeller ödemek istemiyoruz. İster kamu kurumunda ister özel sektörde çalışan tüm kadınlara iş ve gelir güvencesi verilmelidir. Kadınlar, sağlık hakkı ile çalışma hakkı arasında seçim yapmak gibi bir ikilemde bırakılmamalıdır. Hem ekonomik güvence taahhüt edilmeli hem de sağlığımızı korumak için gerekli tüm koşullar üretilerek, bir an evvel uygulamaya konulmalıdır.

3- Kadın sağlık çalışanlarının talepleri karşılanmalı, süt izninde olan kadınlar ücretli idari izinli sayılmalı, olağandışı dönemde alınan izinlerin yıllık izinden sayılması uygulamasına son verilmeli, kamu ve özel taşeron şirketlerinde çalışan tüm sağlık çalışanları aynı haklardan yararlanmalıdır.

‘Ebevynlere dönüşümlü ve eşitli ücretli izin verilmeli’

4- Ev içindeki yüklerin kadınların üzerine yıkılmasına ve artan cinsiyet eşitsizliğine karşı çıkıyor; sadece pandemi koşullarında değil olağan dönemlerde de ev işlerinin zaman ve emek açısından erkeklerle eşit paylaşımını savunuyoruz. Kamu-özel ayrımı olmaksızın, zorunlu hizmet ve üretim alanında çalışan ebeveynlere dönüşümlü ve eşit olarak ücretli izin verilmeli. Çocuklarını yalnız büyüten ebeveynlere salgın süresince ücretli izin hakkı tanınmalı ve/ya uygun koşullar yaratılabiliyorsa evden çalışma biçimleri formüle edilmelidir.

‘Kadına yönelik şiddet için özel hatlar oluşturulmalı’

5- Pandemi döneminde şiddetin önlenmesine yönelik politikalar daha etkin olarak uygulamaya konulmalı, şiddete maruz kalan kadınlar sağlık hizmetlerinden ve adli hizmetlerden etkin biçimde yararlanmalıdır.

Şiddet başvuru hatları etkin olarak kullanılabilir olmalı; kadına yönelik şiddet için özel hatlar oluşturulmalı, online başvuru olanakları yaratılmalı, pandemi nedeniyle evde kapalı ortamda şiddet gören kadının bildirimde bulunmasının olanaksız olabileceği koşullar göz önünde bulundurularak üçüncü kişilerin şikayet duyuruları değerlendirmeye alınmalıdır.

‘Konaklama alanları sığınma evi olarak kullanıma açılmalı’

Mahkemelerin aile içi şiddetle ilgili dosyaları öncelikle görüşmesi konusunda düzenleme yapılmalıdır. Bu süreçte, sığınma evleri artırılmalı, yeni sığınma evleri oluşturulana kadar kamuya ait konukevleri, lojman vb. tesisler ile özel sektöre ait konaklama alanları şiddete uğrayan kadınlar için sığınma evi olarak kullanıma açılmalıdır. Şiddet uygulayan erkeği evden uzaklaştırma uygulaması devam etmelidir.

6- Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK), 6284 sayılı kanunun 11. Maddesini askıya alan “ tedbir kararlarının yükümlülerin koronavirüs kapsamında sağlığını tehdit etmeyecek şekilde değerlendirilmesi ” biçimindeki kararı derhal geri çekilmelidir. Cinsel istismarcıların affı, infaz yasasındaki değişiklik kapsamından çıkarılmalıdır. 6284 sayılı etkili bir biçimde uygulanmalı ve kadına yönelik artan şiddete karşı acil eylem planı oluşturularak hayata geçirilmelidir.

‘Gebe izlemi, ana-çocuk sağlığı gibi temel sağlık hizmetleri sürdürülmeli’

7- Özellikle kadın sağlığının korunması ve sağlık gereksinimlerinin karşılanması açısından belirleyici önem taşıyan birinci basamak sağlık kurumlarında pandemi nedeniyle ortaya çıkan yoğunluk, kadın sağlığı hizmetlerinin yürütülmesinde aksamaya neden olmamalıdır.

Bu bağlamda kadın sağlığına ilişkin sorunların çözümü yanı sıra aile planlaması, gebe izlemi, doğum öncesi ve sonrası bakım ve izlem, ana-çocuk sağlığı hizmetleri, kronik hastalıkların izlemi, menapoz dönemi sağlık sorunları gibi temel hizmetlerin sürdürülmesi gerekmektedir.

Kürtaj hakkının suistimale uğramaması için gereken önlemler alınmalıdır. Kürtaj olmak isteyen kadınlar düşük hapları için reçete alabilmeli, yapılacak geç dönem kürtajlar acil bakıma dahil edilmelidir. Kadınların, sağlık hizmetlerine ve adli hizmetlere erişimleri önündeki tüm engeller kaldırılmalı, bu çerçevede ilgili kurumsal ve hukuki düzenlemeler yapılmalıdır.

‘Toplumsal cinsiyet eşitliğiyle yeniden gözden geçirilmeli’

Pandemiye dair geliştirilen politikaların acilen toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilerek yeniden ele alınmasının istendiği açıklamada, “Bu sürecin ne kadar devam edeceği belirsizken, bulaşıyı azaltmak üzere başvurulan yolların cinsiyetçi ve eşitsiz biçimde ifa edilmesine karşıyız. Ekonomik krize eklemlenen salgın krizinin daha da arttırdığı kadına yönelik her türlü şiddete karşı kadın dayanışması yaşatır. Umut ediyoruz ki, yeniden sokaklarda bir arada olacağımız günler yakındır.” denildi.