TTB: ‘Tam kapanma’ halk sağlığını koruma amacı taşımıyor

TTB Merkez Konsey Başkanı Fincancı, Kovid-19 salgınına karşı alınan “tam kapanma” adımlarının halk sağlığını koruma amacı taşımadığını belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi turizmi amaçlayan bir yaklaşım olduğunu söyledi.

TTB Etik Kurul Başkanı Aksu da, sosyal ekonomik destekten yoksun kararın, halkı açlığa mahkum etmek, yoksulluk ve hastalığı evlere kapatmak anlamına da gelebileceğine dikkati çekti.

Fotoğraf: Arşiv/AA

Türk Tabipleri Birliği (TTB), yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında iktidarın aldığı “tam kapanma” uygulamasına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Çevrimiçi düzenlenen toplantıda konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, vaka sayılarının ciddi boyutlara ulaştığını, haftalık ölüm sayılarının ise 2 binleri aştığı bir döneme gelindiğine dikkati çekti.

‘Halk sağlığını korumayı amaçlayan bir adım değil’

“Tam kapanma” adı verilen bu adımlar incelendiğinde halk sağlığını korumayı amaçlayan bir adım olmadığını belirten Fincancı, “Aslında dün Kabine toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi, turizmi doğrudan amaçlayan bir yaklaşım sergilenmiş durumda.” dedi.

Tam kapanma Halk sağlığının öncelenmediği her koşulda sağlık politikasının gerçekten çökecek düzeye ulaştığına vurgu yapan Fincancı, şunları kaydetti:

“Bunu hep beraber görüyoruz. Birinci basamaktan yoksun, hastanede karşılanan bir salgınla geldiğimiz aşama ortada. Dünyada da benzer örnekler var. Örneğin Hindistan’da yaşanan tablo gerçekten bize ne olması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Bu süreçte kapanma denilen uygulamanın örneğin eve kapattığınız yoksulu, eve kapattığınız insanları nasıl etkileyeceğini, ev içi şiddette salgın döneminde ortaya çıkan artışın nasıl izleneceği hiçbir biçimde tanımlanmış değil.”

‘İzolasyon için yurtlar, misafirhaneler, oteller kamu hizmetine açılmalı’

TTB Etik Kurul Bakanı Feride Aksu Tanık ise, açıklanan paket ne yazık ki sadece bazı ekonomik önlemleri ve güvenlik söylemlerini içerdiğini belirtti. Ekonomik ve sosyal destek ve dayanışmaya ilişkin bileşenlere ise herhangi bir biçimde yer verilmediğini ifade eden Tanık, şunları ifade etti:

“Düzenli geliri olmayanların, ancak gündelik kazanabilenlerin, yoksulların günlük zorunlu gereksinimlerini karşılamadan, toplum hareketliliğinin kısıtlanması başta olmak üzere salgın önlemlerini tartışmak yeterli değildir. Sosyal ve ekonomik destekten yoksun çarkların dönmeye devam ettiği tam kapanma kararı, eşitsizliklerle Kovid-19’dan ölmeyen halkı açlığa mahkum etmek, yoksulluk ve hastalığı evlere kapatmak anlamına da gelebilecektir.”

Tanı bulunan fakat hastaneye yatması gerekmeyen kişilerin, izolasyona girmesi için uygun koşullarda bakımının sağlanması gerektiğini söyleyen Tanık, “Yurtlar, misafirhaneler, oteller gibi kamu hizmet kurum ve kuruluşları ihtiyaç dahilinde hizmete açılmalıdır. Bu koşullar sağlanmayan kişiler evde olan aile bireylerine kaçınılmaz olarak hastalığı yayacaklardır.” diye konuştu.

‘Evleri hastalık bulaşıcılığının merkezi haline getirecektir’

Toplumsal hareketliliğin sınırlanmasının salgınla mücadelede uygulanan yöntemlerden biri olduğunu dile getiren Tanık, şöyle devam etti:

“Biz hekimler olarak bu uygulamaya tam kapanma demiyoruz. Tam kapanma toplumun en dezavantajlı kesimlerini korumuyor. Hastalığın bulaşılması kapalı alanlarda bir arada geçirilen süre ile yakından ilişkilidir. Evlerde fiziksel mesafenin korunması, maske takılması olanaklı değildir. Salgınla mücadele önlemlerinin kamusal bir bakış açısıyla sorumlulukla yerine getirilmediği koşullarda gerçekleştirilen tam kapanma evleri hastalık bulaşıcılığının merkezi haline getirecektir.”

‘Bu ölümler engellenebilir’

Kovid-19’un en fazla kapalı ortamlarda bulaştığı göz önünde bulundurulmadan uygulanan yasakların etkili ve hakkaniyetli olmadığına vurgu yapan Tanık, şunları ifade etti:

“İşçi Sağlığı İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre pandeminin Türkiye’deki seyrinde emekçilerin ağırlıklı olarak hastalığa yakalandıkları ve yaşamlarını yitirdikleri görülmektedir. Sağlık, ticaret, büro emekçileri, güvenlik görevlileri, toplu taşımalar ve fabrikalar hastalığın en çok bulunduğu mekanlardır. Bu ölümler engellenebilir ve kabul edilemez ölümlerdir.” Tanık, TTB olarak çalışma yaşamına dair taleplerini şu şekilde sıraladı: 

  • İşçilerin, işsizlerin, yoksulların yaşamlarını ve sağlıklarının olumsuz etkilenmesini önleyecek, ücretsiz su ısınma gibi giderlerini karşılayacak destekler açıklanan tam kapanma boyunca sağlanmalıdır.
  • Gündelik işlerde kayıt dışı çalışan insanların sosyal ve ekonomik açıdan desteklenmesi yaşamsal önem taşımaktadır.
  • Tek başına yaşayan yaşlıların, günlük yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik kamusal önlemlerin alınması sağlanmalıdır.
  • Engelli kronik hastalığı olan kişilerin gündüz bakımları sağlanmalıdır.
  • Aşılama mutlaka hızlandırılmalı ve yaşlarına bakılmaksızın en çok risk altında olan emekçileri kapsamalıdır.

Yeni1Mecra-MA